Dünkü yazımda atladığım bazı noktalar vardı. Geçen zamanla birlikte iFixit gibi çeşitli siteler ek bilgiler de sunmaya başlayınca, bugün biraz da dün değinmediğim konulara eğilmek istedim.
MacBook:
Buğra’nın forumda da bahsettiği gibi MacBook’un pilinde, “göz önünde olmayan” çeşitli değişiklikler söz konusu. Pilin diğer taşınabilirler gibi bütünleşik olduğunu zaten biliyorduk, ama iFixit’in bildirdiğine göre artık pilin şarj durumunu gösteren ışıklar da mevcut değil.

Buna ek olarak pil, önceki modellerdekine oranla sadece %9 kapasite artışı sağlıyor. Apple’ın 5 saat yerine 7 saate kadar pil ömrü olduğu iddiası, yeni modellerde daha etkin bir enerji harcaması olduğunu gösteriyor.
Pil dışındaki değişikliklere gelirsek, sabit diskin değiştirilmesi artık daha zor, kızılötesi alıcısı kaldırılmış ve bluetooth anteninin yeri değiştirilmiş. Daha önce gövdede, optik sürücünün üstünde bulunan anten, artık ekranla aynı bölmede yer alıyor.
Mac OS X 10.6.2:
Magic Mouse’un kullanım kılavuzundaki ifadeden 10.6.2′nin yakın olduğunu anlamıştık. Zaten macrumors’a gelen haberlerden, geliştiricilere yeni bir sürümün daha gönderildiğini öğreniyoruz. Kısacası Mac OS X 10.6.2 güncelleştirmesi yakında geliyor.
Apple Kumanda:
Apple Kumanda piyasaya çıktığı andan itibaren ne tasarım ne de kalite olarak Apple’e yakışmadığını düşünüyordum. Yeni kumanda ile bence doğru yolda bir adım atılmış. Henüz yakından görmedim ama eskisi kadar ucuz durmuyor.

Desteklenmeyen Mac’ler:
Her yeni Mac modelinin duyurusu, kendi döneminin başlangıcı kadar, başka bir dönemin kapanışı anlamına da geliyor. Zamanında 27 inç iMac’ler gibi hayranlıkla baktığımız, sahip olmak istediğimiz pekçok model geçtiğimiz gün içerisinde Apple’ın artık desteklenmeyen Mac’ler listesinde yerini aldı ve önümüzdeki aydan itibaren resmi olarak desteklenmeyecek. Hardmac’in haberine göre bu liste şu şekilde:
- iBook G4 (early 2004)
- iBook G4 (14″ early 2004)
- eMac (USB 2.0)
- Apple Cinema Display ADC
- Apple Studio Display 15″ ADC
- Apple Studio Display 17″ LCD
- Apple Studio Display 17″ ADC
- Power Mac G4 (QuickSilver 2002)
- Macintosh Server G4 (QuickSilver 2002)
- PowerBook G4 (DVI)
- iBook (14.1 LCD 16 VRAM
- iBook (16 VRAM)
- Base Station Airport (Dual Ethernet)
Pekçoğumuzun bu listedeki Mac’lerden bir ya da birkaçıyla deneyimi olmuştur. Benim bu haberden anladığım ise halen kullanmakta olduğum PowerBook G4′ün pek fazla ömrünün kalmadığı. Ama hala taş gibi taş
Apple dün pekçok üründe güncelleştirme yaptı. İlgili haberimizde konuyla ilgili bilgileri bulabilirsiniz. Şimdi ise öne çıkarılmayan özelliklere yorumlarla karışık değinmek istiyorum.
Magic Mouse:
Magic Mouse’u ilk sıraya koydum çünkü tamamen yeni sayılabilecek tek ürün. İlk bakışta Mighty Mouse’un güncellemişi gibi düşünebilirsiniz ama kaydırma topunun olmaması, düğme yerine tamamen dokunmatik yüzey sunması ve gerçekten şık tasarımı onu diğer bütün güncel farelerden ayırıyor. Optik okuma yerine daha başarılı lazer teknolojisini kullanan Magic Mouse’u açıkçası test etmek için yakın zamanda bir Apple Store’a uğramayı düşünüyorum. Apple’ın sitesindeki video’dan görebildiğimiz üzere, farenin bütün yüzeyini kaydırma, pan ve zoom için kullanabiliyoruz. Ama zoom fonksiyonu için klavyedeki Control tuşunu da kullanmak lazım.

Mighty Mouse’ta pekçok kullanıcı kaydırma topunun zor temizlenmesinden ve çabuk bozulmasından şikayet ediyordu. Dokunmatik yüzey kontrolleri konusunda iPhone ve trackpad gibi uygulamalarda liderliğini kanıtlayan Apple, bakalım bu sefer kullanıcıları ne kadar memnun edebilecek. Merak ettiğim bir diğer nokta da, düğme olmadan sürekli parmak indirip kaldırma yoluyla tıklamanın elimizi yorup yormayacağı. Mighty Mouse’un aksine iPhone’daki gibi dokunmatik bir şekilde tıklama özelliğine ulaşılıyor. 69 Dolarlık fiyatla ABD’de satışa sunulan Magic Mouse, yeni iMac’lerle birlikte de geliyor. Bluetooth destekli Mac’inizde Magic Mouse kullanmak istiyorsanız en az Mac OS X 10.5.8 ve Wireless Mouse Update 1.0 yüklü olması gerekiyor. Eğer Mac OS X 10.6.2 kullanıyorsanız Wireless Mouse Update isimli güncelleştirmeye ihtiyacınız yok. 10.6.2 çıkmadan bunu nereden mi biliyoruz? Tabi ki Apple’ın Magic Mouse kullanım kılavuzundaki açıklamadan

Yeni iMac:
Apple’ın dizüstü işlemcili masaüstü bilgisayarı iMac’te ciddi yenilikler var. Tarihinde ilk kez iMac serisinde Intel’in masaüstü işlemcileri kullanılıyor. Evet yanlış duymadınız, bugüne kadar ısınma ve güç tüketimi gibi sebeplerden dolayı mobil işlemciler kullanan iMac’lerde artık dört çekirdekli Core i5 ve Core i7 modellerini seçebiliyoruz. Tabi bu işlemciler sadece üst düzey 27 inç modelde mevcut. 21.5 inç modelde yine kasanın boyutlarından dolayı mobil işlemci kullanılmış.
Ekranlar artık daha büyük, 16:9 en boy oranına sahip, LED teknolojili ve IPS panel kullanıyorlar. Eski modellerde sadece üst seviyede IPS varken giriş seviyesi TN paneldi. Artık bu ayrım ortadan kalkmış oluyor. Daha büyük ekranlar aslında kullanıcılar için olduğu kadar Apple açısından da avantajlı. Kasa boyutları arttığı için Apple daha fazla hareket alanı sahip olmuş. Gizmodo’nun yaptığı incelemelerde bunun son kullanıcıya etkileri daha fazla RAM kapasitesi ve artırılmış ses kalitesi olarak belirtilmiş. Yeni kasa iMac’ler artık dört RAM yuvasına sahip oldukları için maksimum 16 GB bellek kapasitesine sahip olabiliyorlar. Yukarıda bahsettiğimiz gibi bir diğer fayda da, daha iyi soğutma sistemi sayesinde masaüstü işlemcilerin kullanılabilir hale gelmesi.

27 inç modeldeki bir diğer ilginç yenilik de Target Display Mode (Hedef Görüntü Kipi) adı verilen özellik. Forumdaki tartışmalarda üyelerimizin zaman zaman dile getirdiği, ikinci bilgisayarı ekran olarak kullanabilme fonksiyonu bu sayede mümkün oluyor. Mini DisplayPort bağlantısı üzerinden iMac’e bağladığınız bilgisayar veya diğer bir kaynağın görüntüsünü almak ya da ikinci monitör olarak kullanmak için bu özelliği deneyebilirsiniz. iMac’i olan bir kullanıcı Mac mini alması durumunda monitör masrafından da kurtulabilir. 21.5 inç modelden bu özellik neden esirgenmiş bilinmez.Bana kalsa önceki Mini DisplayPort içeren iMac’lerin de bu özelliğe kavuşması sağlanmalı. Bahsedeceğim son ayrıntı ise VESA adaptörleri hakkında. iMac’i duvara monte etmeyi düşünüyorsanız 27 inç modeli almalısınız çünkü 21.5 için böyle bir adaptör satılmıyor. Pek gariban kalmış bu model, zaten ismi de garip, 21.5 inç. Neden 21 ya da 22 değil diye sormadan edemiyor insan. Ha, bir de SD kart yuvaları var ki, bence varlığı ya da yokluğunun herhangi bir etkisi mevcut değil.
MacBook:
Önceki modellerde iyiden iyiye gözümüze girmeye başlayan giriş seviyesi dizüstümüz MacBook’un, Apple’ın laboratuar deneylerinin kurbanı olduğunu görüyoruz. 13 inç MacBook Pro’ya gelen Firewire kapısı, yeni MacBook’tan esirgenmiş (We want Firewire sayfasını güncelleyin mi diyorlar acaba?). Eski modellerde ayrı olan ses giriş ve ses çıkışı ise tek bir kapıda birleştirilmiş. Video çıkış kapısı ise Mini DVI yerine artık Apple’ın yeni standartı Mini DisplayPort olmuş. Engadget ve Gizmodo’nun yaptığı incelemelere göre yeni tasarım kalınlık olarak aynı olmasına rağmen daha tombul görünse de elde sağlam bir his veriyormuş. Bir de kasanın alt tarafının plastik kaplama olması durumu var. Kaymayı engellemek için konulan bu özelliği kim, neden akıl etti de uygulamaya koydu bilemiyorum ama bence çok fena bir şekilde kirlenmeye müsait. Altı tozdan kararmış “beyaz” Macbook’lara hazır olun!
Apple’ın “Hi, I am a Mac” ve “Hi, I am a PC” diye başlayan reklamlarını neredeyse hepiniz biliyorsunuzdur. Reklamlarda genel olarak PC donanımları, Windows, Vista ve benzeri öğeler ile dalga geçilir ve Mac bilgisayarların daha iyi olduğu göz önüne alınırdı. Genelde matrak olan bu reklamlar yaklaşık iki seneden beri yayınlanıyor.
Tabi Vista’nın adının çıkmış olmasının tek sebebi bu değil. Microsoft Vista ilk çıktığından beri oldukça eleştiriliyor, yerden yere vuruluyor ve en önemlisi çok satmıyor. Kullanıcılar hala Windows XP’yi tercih ediyorlar ve bir bakımdan haklılar. Ancak 2001′de çıkmış olan bu sistem de çok fazla ileriye dönük değil.
İşte Vista’nın satışlarının çok büyük bir kısmının “bundled” adı verilen, bilgisayarla beraber yüklü gelmesi olduğu, hatta bu kesimin de üçte birinin XP kurduğu bir ortamda Microsoft, iyice berbatlaşan Vista adını temize çıkarmak için bazı kampanyalar düzenliyor.
Bunlardan biri geçtiğimiz haftalarda yapılan Mojave Deneyi. Bu deneyde Vista’dan memnun olmayan bir grup denek seçiliyor ve ekranı değiştirilmiş bir Vista kullandırılıyordu. Hepsi de bu sistem daha iyi deyince onlara kullandıkları sistemin Vista olduğu belirtiliyordu.
Bu çok fazla gündeme gelmeyen deneyden sonra Microsoft asıl bombayı 10 milyon dolar bayıldığı Jerry Seinfeld ile patlattı. Amerika’da yayınlandığı sıralarda oldukça başarılı olan, hatta yayınlandığı saatlerde sokakta insan bırakmayan dizinin yaratıcısı Jerry Seinfeld Microsoft ile anlaştı. Tüm reklam kampanyasının toplam 300 milyon dolara mal olacağı konuşuluyor. Tabi Apple’ın Vista’yı kötülerken yaptığı gibi bazı reklamlarda da Apple’ın kötülenmesi beklenebilir. Reklamlarda Vista’nın açıklığı övülürken, OS X’in kapalı sistem anlayışı kötüleniyor. Bu anlayışın, kullanıcılarının özgürlüklerini kısıtlarken bir yandan da yaratıcılıklarını yok ettiğini biliyor muydunuz?. Evet, Apple kullanıcılarından bahsediliyor.
4 Eylül’de resmi olarak başlayacak olan Microsoft’un tarihindeki en pahalı reklam kampanyası olacak. Peki Vista satışlarında bunun bir etkisi olacak mı? Güncel bir rapora göre PC satın alanların %40′ı bilgisayarla beraber gelen Vista’yı siliyor ve XP kuruyor.
Microsoft 300 milyon doları reklam kampanyasına bastırmayı, daha düzgün bir Windows 7 yaratmaya tercih ediyorsa kendisi bilir. Ama zaten Microsoft’un yazılımı da yan ürün olarak sunan bir Pazarlama Şirketi olduğu eskiden beri söylenir. Ben Mac OS X ile memnunum diyorsanız tek katlanmanız gereken küfreden yorumcular. Macera arıyorsanız Vista sizi bekliyor.
Aklıma şimdi geldi de, Jerry Seinfeld senelerce oynayan dizisinde hep köşede bilimum Macintosh’ları sergilerdi. İlk seyrettiğimde Classic varken ileriki bölümlerde değişik Performa’lar gördüğümü hatırlıyorum. Seinfeld bu konuda nasıl davranacak merak etmiyor değilim.
Bundan tam 10 sene önce 15 Ağustos 1998 tarihinde, Apple tarihinin en büyük risklerinden birini alarak tasarımı radikal bir bilgisayar olan iMac’i piyasaya sürdü. iMac’i zamanın diğer bilgisayarlarından ayıran özellik sahip olduğu teknik donanım değil, bambaşka bir tasarıma sahip olmasıydı. Apple, Classic serisinden sonra herşeyi içinde denilen (all-in-one) kompakt model bilgisayar tasarımına geri dönmüştü. Hatta iMac’in reklamlarını hatırlayanlar bilirler, ekranda Classic ekranındaki gibi “Hello” yazardı, altında da parantez içinde “again” (Tekrar). Classic’ten sonra üretilen hiç bir kompakt Apple modeli iMac kadar tutulmadı.
Peki iMac’i bu kadar özel kılan neydi? iMac’i diğer maclerden ayıran özellikler nelerdi?
iMac ilk çıktığında 15″ tüplü bir monitör, 233 Mhz bir G3 işlemci, 32 MB RAM, 4 GB harddisk, 2xUSB kapısı, bir modem ve bir CD sürücü barındırıyordu. Ancak radikal olan sahip olduğu kapılar değil, sahip olmadıklarıydı. O zamanlar eksik olması inanılmayacak olan disket sürücü bulunmuyordu, Apple’ın yıllardır kullandığı ADB kapılar yoktu, SCSI tarihe karışmış onun yerini daha bilgisayar dünyasında oldukça yeni olan USB kapıları almıştı.
iMac tek kelimeyle bilgisayar dünyasında devrim olmuştu. i harfini Internet’ten alan iMac ortalıkta kablo patırtısı yapmıyor, internete de kolayca bağlanıyordu. Hoş mavi yarı şeffaf tasarımı bilgisayar dünyasında büyük yankı uyandırdı ve benzer tasarıma sahip çevre birimleri tek tek ortaya çıktı. USB fareler, USB cd yazıcılar, USB disket sürücüler… İlk hafta içerisinde 150.000 sipariş alan Apple bir kaç ay içerisinde bir milyon defa satıldı. Bu sayede Apple batmak üzere olduğu bir dönemden kar açıklayarak çıkmayı başardı.
Bu aynı zamanda Steve Jobs’un da yerini sağlamlaştırdı. Geçici CEO olarak atandığı görevi başarıyla yerine getirdiğinde yönetim üyeleri de Jobs’tan oldukça memnun olmuşlardı. Steve Jobs NeXT sırasında edindiği tecrübeyi de Apple’a getirmiş ve bir sonraki işletim sisteminin temellerini atmıştı.
iMac tasarımda radikal olmaya devam etti. G3 modelleri daha sonra belki de en uzun ömürlü bilgisayar olan iMac DV 400 modeliyle FireWire kapıya ve DVD okuyucuya sahip oldu. Ülkemizde de oldukça başarılı olan bu modelin 5 farklı rengi bulunuyordu ve 10 GB sabit disk ile geliyordu.
iMac G4 serisi ise oldukça farklıydı, bir masa lambasını andırıyordu, yarım bir kürenin üzerinde 15″ bir LCD ekran vardı ve yine bir tasarım harikasıydı. 2002 yılında çıkan bu model 2004 yılında yerini iMac G5′lere bıraktı. iPod tasarımını andıran iMac G5 tasarımı bir sene sonra uzaktan kumandalı ve kameralı oldu. Çok kısa bir süre sonra da yerini aynı kasada Intel işlemcili iMac’lere bıraktı. Bugün piyasada bulunan 5. nesil aluminyum iMacler ise 2007 yılında tanıtıldı. 2001 yılında 5 milyon satışa ulaşan iMac şu andan itibaren senede yaklaşık bir milyon adet satılıyor.
Apple, iMac ile piyasada olmayan standartlar yaratarak bir devrim yaratmıştı. Çoğu kişi tarafından oldukça eleştirilen iMac, zamanında disket sürücüsü yok, SCSI kapısı yok diyerek aşağılandı ve saçmalık olarak nitelendirildi. Apple tarihini incelerseniz aslında bir çok yerde bu vizyonsuz saldırıların yapıldığını görürsünüz. Zira Apple aynı tartışmaları iPod ile tekrar başlattı. Çoğu kişi sadece müzik çalan bir cihaza bu kadar para vermeyi göze almaz derken Apple şu anda dünyanın en çok çalan mp3 player’ini üretiyor. iTunes ile mükemmel bir ekosistem oluşturan Apple (bu ekosistem de aşırı kapalı olduğu için eleştiriliyor) bu tartışmaların hepsini geride bıraktı.
Benzer tartışmalar geçtiğimiz Apple fuarında Macbook Air ile yine gündeme oturdu. Hallice iPod bile denilen, güç incelik oranı kurulduğunda zirveye oturan, çoğu insanın dvd ve cd ile alakası olmadığı günümüzde optik sürücü denen illetten kullanıcılarını kurtaran, ciddi anlamda oldukça şık bir tasarıma sahip olan Macbook Air de şu anda oldukça yoğun bir şekilde satılıyor. Tabiki bir iMac veya iPod gibi bir ürün olmadığı, çok küçük bir hedef kitlesi olduğu aşikar ancak optik sürücüden kurtulmak bile büyük bir cesaret olsa gerek.
Apple iMac’leri bir daha ne zaman günceller bilemiyorum, ancak şimdiye kadar çıkarttığı tüm iMac’ler birer tasarım harikası. İnsanın odasında kapalı durduğunda bile göz zevki olarak tatmin eden iMac’ler şu anda Leopard ile geliyor ve Avrupa’da 999 Avro’ya alınabiliyor.


Son Yorumlar